Türk Mutfak Kültüründe Tarhana

Büyük bir coğrafya üzerine dağılmış olan Türk dünyası, uzun tarihsel geçmişleri nedeni ile çok zengin bir mutfak kültürüne sahiptir. Türkler, ilkçağlardan bugüne kadar birçok toplumla komşuluk yapmış, onlarla iç içe yaşamış, yiyecek, içecek ve kültür alışverişinde bulunmuşlardır. Bu oluşum yüzyıllarca devam etmiş, kültür tarihinin gelişmesi ile yoğrulmuş ve şekillenmiştir (Sürücüoğlu, 2001: 140). İnsanlar, doğumdan ölüme yol aldıkları süreç içinde beslenmek durumundadır. Toplumların kendi yapılarına ve değer yargılarına uygun gelenekleri, görenekleri, dinsel inançları, töre ve törenleriyle birleşerek, toplumun kendine has beslenme ve mutfak kültürünü ortaya çıkarmalarına neden olmuştur (Sürücüoğlu ve Özçelik, 2005: 7).

Türkler Orta Asya’dan bugüne kadar zengin bir yemek kültürü oluşturmuşlardır. Araştırmalardan elde edilen bilgilere göre Türk mutfağı, bugün 2500 yemek türü ile dünyanın en zengin mutfaklarından biridir (Tebardar vd., 1998: 145). Bugün Türk mutfağı denilince; tarih sahnesine çıktıkları Orta Asya’dan Anadolu’ya, buradan Balkanlar’a ve Avrupa’ya kadar uzanan geniş, hareketli ve etkili bir coğrafya üzerinde yaşayan Türkler’in mutfakları anlaşılmalıdır. Bu yüzden mutfak kültürü sosyo-kültürel açıdan hem o ulusun ve kültürün özgün bir yönünü oluşturmakta, hem de ulusları birbirine kaynaştıran bir araç olmaktadır (Sürücüoğlu, 2001: 140).

Her toplumun beslenmesinde büyük önemi olan ve o topluma özgü damak tadını yansıtan bazı geleneksel gıda maddeleri olduğu gibi, Türkiye’de de geleneksel olarak tanımlanan, kültürümüze ve ülkemiz koşullarına özgü besinler bulunmaktadır (Gürdaş, 2002: 1). Bu yiyeceklerin başında gelen tarhana, Türkler tarafından Orta Asya’da yaşadıkları dönemden bu yana
bilinen ve sevilerek tüketilen geleneksel bir besin maddesidir.


Geleneklere göre çok eski zamanlardan beri ön yemek olarak çorba kullanıldığı için, tarhana çorbasının beslenmedeki yeri önemlidir (Yazman, 1989: 1). Çorbalar; sulu, sıcak, aroma ve iştah açıcı maddeleri içeren besinler olup, başlangıç yemeği olarak tüketilir. Çorba, suyu fazla olan bir yemek olduğu için dayandırılması ve taşınması zordur. Hazırlandığı zaman tüketilmesi gerekir. Çorbanın eskiden beri bilinen ve yaygın olan çeşitlerinden tarhana ise kuru çorba sınıfına girer. Taşınması ve korunması çok kolay olduğu için tercih edilir (Siyamoğlu, 1961).

Türkiye’de kahvaltıda tüketilen çorbalar yörelere göre değişmekle beraber en çok tarhana çorbası tüketilmektedir (Merdol, 2001: 134). Tarhana ülkemizde kış için hazırlanan yiyecekler arasında yer almaktadır. Yapılan çeşitli çalışmalara göre ailelerin kış için tarhana hazırlama durumlarını gösteren veriler Tablo 1’de gösterilmiştir.

Tarhana, yakın zamana kadar ülkemizde daha çok kırsal kesimde üretilen bir üründür. Son yıllarda kentsel nüfusun hızla artması, özellikle kadınların çalışma yaşamına katılması hazır besinlere duyulan gereksinimi artırmış ve tarhana da hazır çorbalar arasında yerini almıştır (Göçmen vd., 2003: 13-14). Bu bildiride, Türk beslenme kültüründe önemli bir yere sahip olan tarhananın, tarihteki yeri, çeşitleri, besin değeri ve sağlık açısından önemi gibi konular ele alınmıştır.

Kaynak:
TARHANANIN TÜRK BESLENME KÜLTÜRÜNDEKİ
YERİ VE ÖNEMİ
Ayşe Özfer ÖZÇELİK
Yahya ÖZDOĞAN

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir